15 Şubat 2013 Cuma

Siir yazamiyorsan "seni seviyorum" de

Cok yagmur yagiyordu. Yagmur yaginca romantiklesirim, ama elimdeki kitabin da anasi sikilir. Migros'a girip poset istedim, kitabimi posete koydum. Kitabi burus burus olmaktan kurtardiktan sonra romantizmime geri dondum. Tam siir yazacaktim ki, farkinda olmadan iddiali bi su birikintisine girip boy verdim. Siirimin ilk dizesi islaninca ikinci dizeyi "hassiktir!" yapip siiri noktaladim. Yagmurda duygusallik aramayi omrumun sonuna kadar surdurecegimi zannediyordum, asik olunca yagmur duami noktaladim. Amin. 

Butun dunyanin bi seyler hissettigi yagmurdan zerre kadar etkilenemeyen bir insandan kumpir gorunce gozleri dolan bir manyaga donustugum sureci ele alan birkac satir yazmaya calisiyorum simdilerde. Ama kendime aciklayamiyorum, yaziya neresinden hukmedeyim?

Yazi yazmak, bir dik ucgenin en uzun kenari gibi. En kisa yol hipotenustur her zaman ve fakat koyim hipotenuse, asik olup da kestirme yol kullanmak buyuk duyarsizlik. Elimde dunyanin en yumusak eli varken tatil gununde olan bir resim sergisine dakikalarca yurumemi kimse yadirgamasin, ya da telefonun ankara'daki ucunda dunyanin en tatli sesi varken dukkanla ev arasindaki mesafeyi 5 dakika yerine 40 dakikaya ertelememe agzini acmasin kimse, vurmayayim tokadi o agzina. 
İste yazi yazmak da boyle. İnsan sayfalarca, kitaplarca uzatmak istiyor "seni seviyorum"u. "Kereviz pisirsen yerim ulan, oyle seviyorum seni" diyesin bile geliyor bazen, abartmak ask mektubunun sanindandir cunku. Adam mesela "ekmegi tuza banip yer gibi seviyorum seni" demis, ama burdaki fedakarlik mi yoksa "agzimin tadini bozuyorsun, ama yine de seviyorum napayim" mi hicbirimiz anlayamiyoruz. Seker yerine tuz konulmus bi kazan receli tuketirim senin icin, ziyan olmasin diye. Gazi fren zannedip ondeki arabayi akordeona ceviririm sen beni birakma diye. Bunlari yapmam belki, ya da belki gercekten yaparim. Ama siktir et bunlari, seni nasil sevdigimi anlaman lazim, onun icin yaziyorum birbirinden tuhaf bu seyleri. 

Guzelligini mesela ister parlayan bi yildiza benzetirim, ister yuvarlak hatlara sahip bir arabaya. Sen karisamazsin, cunku ben su an yazi yazdigim icin sonsuz sacmalama hakkim var. En sevdigim yerlerinden bahseden siirler bile yazabilirim istesem. Cunku saat 03.20 ve bu saatte trafik isiklari bile iptal. Su an dunyada bir suru insan, cok guzel planlanmis suclar isliyorlar. Ben burda sevgilimin istedigim yerine istedigim gibi guzellemeler yapamayacaksam bana da yaziklar olsun. Ama yapmiycam, cunku alkollu degilim. Alkollu olsam neyi ne kadar sevdigimi, en cok neyi ozledigimi daha rahat anlatirim. Ama guzelligini benzetebilecek hicbir sey bulamadim yine. Gozlerinin gulusunu benzetebilecegim herhangi bi sey yaratmis olsaydi simdiye kadar allah, ben de bu yaziyi ucururdum. Bu yuzden bazi seyler hep eksik kalacak anladigim kadariyla. Hicbir yazim hicbir zaman tam olmayacak. Hep eksik kalacak ve baska bir gun tekrar deniycem yazmayi, yine seni yeterince guzel cizemiycem harflerle dolu kagida, sonra tekrar, tekrar...

Ne zaman senli bir yaziyi toparlayamayacak gibi olsam "seni seviyorum"a siginiyorum. Ama hayatin en guzel yani bu degil. Yasamaya calisirken, hayatta kaldigim surece ne zaman toparlanmam gerekirse, hep "seni seviyorum"lara siginicam yine. Cunku seni sevmek her zaman cikisi gosteren en buyuk kapi olacak. Seni sevmek gibi bir dayanagim varken hayatta, dustugum yerden kalkmam hep cok basit olacak. Seni cok seviyorum. Seninle hayatin her ani, her seyi hep cok guzel olacak. Sensiz yasayamam. Sensiz yasamiycam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder