20 Aralık 2012 Perşembe

Quaresma'yı Net Çek, Fabian Bulanık Olsun




Sezonun son maçı. Maçın sonuna doğru önce “bu taraftar arkanızda, gelsin artık Quaresma” diye bağırıyoruz, maç bitince Mustafa Denizli’yi çağırıp “bu taraftar hep arkanda, seneye korkak oynatma” diye bağırıyoruz.

Sonraki sezonun ilk maçında Mustafa Denizli yok, Quaresma var. Demek ki Mustafa Denizli korktu, diyoruz. Olsun, Quaresma’yı aldık, korkak oynamayacağız biz. Zaten bokunu çıkarmışız, Guti’yi falan almışız, ağustosta şampiyonluğu garantilemişiz. Yavaş yavaş biz bulanıklaşıyoruz, Quaresma netleşiyor sahada. Hazırlık maçında trivelayı sallıyor sikindirik rakibe, kapalının önüne koşuyor sevinmeye. Aha diyoruz, sonunda koyduk çocuğu. Bu sene Quaresma sırtlar bizi diyoruz. Sonra Quaresma iyice netleşiyor, takım kötüyse, işler iyi gitmiyorsa öyle sinirleniyor ki Quaresma, pat dalıyor rakipe, lak görüyor kırmızıyı. Biz tam “ne yaptın lan quaresma” demek üzereyken formaya sarılıyor, Beşiktaş armasını öpüyor. Sahada olsak biz de aynısını yapardık, diyoruz. Ama sonraki maçta biz yine oradayız, Quaresma yok. Bu farkı ayırt etmemiz epey zaman alıyor. Sonra Mersin İdman Yurdu oluyor, derbiden bir hafta önce. Fernandes cezalı, derbide oynamayacak. Quaresma’ya güveniyoruz. Mersin maçının son dakikalarında laak diye koyuyor tekmeyi rakibe, hoop direkt kırmızı. Derbide Quaresma da yok. Biz o kadar bulanığız, Quaresma’nın kasten gördüğü kırmızı o kadar HD ki; sanki biz yokuz…

Sonraki sene bir şeyler oluyor, biz birdenbire hep beraber FEDA demeye karar veriyoruz. İlk maçta bakıyoruz, Quaresma yok. Ses etmiyoruz, başkan değişmiş, teknik ekip değişmiş, revizyon var, Beşiktaş için hayırlısı diyoruz. Sonra bir bakıyoruz, ulan Fabian da yok. Kafamız karışıyor biraz, ama takım da mücadele ediyor, ses etmiyoruz. Sonra bir ara takım biraz bocalamaya başlıyor. Ama her seneki gibi rutin, hatta daha da belirsiz, flu bir bocalama. Tam “Fabian’ı yollamasaydık keşke ya” diye naif bir şikayete açacağız ağzımızı, lafı ağzımıza tıkıyorlar: “QUAREEEESMA QUAREEEEEESMA OLEY OLEY OLEEEEY”

Beşiktaş çok kez dünyamızı başımıza yıktı. Defalarca en kahkahalı, en gözlerimizin ışıl ışıl olduğu dakikada yedik golü, ağlamaklı olduk, hatta yerine göre ağladık. Hastamızı, paramızı pulumuzu çok kez unutup her şeyi bulanıklaştırıp Beşiktaş’ı netleştirdik, ortaya ağlayan siluetimizi yerleştirdik belirgin efektlerle. Ama şimdi takım değil, taraftar başladı dünyamızı başımıza yıkmaya. Tribün her Quaresma diye bağırdığında, forzabesiktas.com’un girişine her “seni seviyoruz Quaresma” görseli koyulduğunda dünyamız başımıza yıkılıyor. Arkadaşlarının yanında annesi tarafından azarlanan çocuk gibi oluyoruz.

“Bu taraftar sallantıda;
Gitsin artık Quaresma.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder